"Cehennem yerinde hiç ateş yoktur. Herkes ateşini buradan götürür."
Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal'in 1978 yılında yayınlanan, İstanbul'da geçen ilk uzun öykü kitabıdır.
Kitap, hızla değişen şehir yaşamının insanı doğadan ve merhametten uzaklaştırdığı; bunun sonucunda hem doğanın ve kuşların yok olduğu hem de insanların iç dünyasında umut ve vicdanın tükendiği anlatılır. Kuşların kayboluşu, aslında sadece fiziksel bir yok oluş değil, insanın saflığını ve insanlığını yitirmesinin simgesidir; yani insan, doğayı yok ederken kendi ruhunu da fakirleştirir.Kitap ile beraber ilk defa öğrendiğim "azat buzat" geleneği, çocukların yabani kuşları yakalayıp kafeslere istif etmeleri ve ibadet yerlerininin önünde ücret karşılığında azat etmeleri oldu. Bir kuşu satın alan kişi, tanrıya adak olarak veya cennet için hayır kazanmak üzere, "Azat buzat beni cennet kapısında gözet" diyerek, kuşu havaya atarmış.
Fakat, İstanbul'un değişen profili ile hem kuşların bin yıldır yakalandığı Florya ve Menekşe gibi yerlerde yapılaşmaya paralel yeşilliklerin azalması hem de insanların artık bu tür şeylere değer vermemesi ile Bizans'tan beri devam eden bin yıllık bu gelenek de günümüzden elli yıl önce yazılan kitap ile tamamlanmış oldu.
Gelelim, Yaşar Kemal'in kitabı kimin adına imzaladığına, "Barbara'ya, Güneş'e, Bu küçük romanda birazda siz yok musunuz? Candan sevgiler." yazmış büyük yazar.
Bu kişiler fotoğrafçı, kameraman ve yönetmen Güneş Karabuda ile eşi yazar Barbro.. Paris'te tanışan ve evlenip bir süre Türkiye'de yaşayan çift, politik baskılar nedeniyle Barbro'nun memleketi İsveç'e yerleşiyorlar. Burada belgeselcilik yaparak dünyayı dolaşan çift bir süre Şili'de de yaşıyorlar. Yani romandaki kuşlar gibi İstanbul'u terk ediyorlar.
Ayrıca Güneş Karabuda, Yaşar Kemal'in en ikonik fotoğraflarını çekerken, bunlar ile sergiler de açıyor. O sergiler ile ilgili kitap da "Al Gözüm Seyreyle – Güneş Karabuda’nın Yaşar Kemal Fotoğrafları: 1956-2010".
top of page
Stok kodu: 000001
₺0,00Fiyat
bottom of page
